logo

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Kaset Skandalı !

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasındaki bir konuşmaya ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarını gündemlerine alan dünyaca ünlü gazeteler farkında mısınız bilmem ama bu günlerde halkımızı kışkırtan ve aşağılayan manşetler atıyorlar.

Özellikle Financial Times,New York Times ve İngilizlerin ünlü gazetesi Daily Telegraph bunların başında geliyor.

Yazar_1324819703

Oturmuşlar ağız birliği yaparcasına Türkiye ve Türkler ile sanki dalga geçiyorlar.

Ve bu gazeteler Başbakan Erdoğan  ile oğlu Bilal Erdoğan’ın 17 Aralık günkü görüşmelerini içerdiği öne sürülen ses kaydıyla ilgili haberinde, muhalefetin cesaretlenerek istifa çağrısı yaptığını yazıyorlar.

“Yaşananlar Türkiye’nin zaten sorunlu olan ekonomisine zarar veriyormuş.”

“Türkler dizi izler gibi izliyorlarmış.”

Peki Ses kayıtları gerçek mi ? Yoksa montaj mı ?

Bu sorunun cevabı bilimsel veriler ışığında elbette cevabını bulacak .

260220141130018062610_2

Fakat asıl üzerinde durulması gereken nokta Bu krizden kimin karlı, kimin  ise zararlı çıktığıdır.

Bu noktada yoğunlaşırsak yaşananların faili ortaya çıkacaktır.

Ortaya atılan yemi boşverin.Yemi ortaya kimin attığına ve niçin attığına bakmakta fayda görüyorum..

Üstelik yemin gerçek olup olmadığı bir muamma iken…

2002 yılından beri sürekli ekonomisi büyüyen , küresel bir güç olma yolunda adım adım ilerleryen ve son 11 yılda her alanda kendi rekorlarını kıran bir ülke kim yada kimler tarafından durdurulmak istenir ?

Bu sorunun cevabını bulduğunuzda yaşanan çirkinliklerin arkasında kimlerin olduğuna da ulaşıyorsunuz.

Evet Türkiye son 11 yılda kendi rekorlarını kırdı,Demokratikleşti.

Kürt kardeşlerimiz ile normalleşme sürecine girildi.

Tam son virajı dönmek üzereydik ki , karşımıza yeni engeller çıktı.

1960 ‘lı yıllarda ilk AB başvurumuzu yaptığımızdan buyana ilk defa  “Almazlarsa Almasınlar “ diyecek kadar kendisine güvenen ,dik duruşu ile imaj tazeleyen bir Ülke olmuştuk.

Şimdi önümüze kasetler ile engeller çıkaran küresel güçler bugün finansmanını sağladıkları gazeteler ve piyonları ile son darbeyi vurmaya çalışıyorlar.

İşte şuan birlik olmanın ve  oynanan oyunu görmenin tam zamanı.

Atılan başlıklar resmen Türkleri rencide eder ve  isyana teşvik eder nitelikte.

Muhalefet ise bu tuzağa çoktan düştü.

Gerçekliği kesin olmayan bir kaset muamması üzerinden hükümeti istifaya çağırmak ve Hükümeti “meşruluğunu yitirmiş” bir hükümet olarak nitelemek nasıl bir aymazlıktır.

Buradan çıkan sonuç Muhalefetin meclis ve halk iradesine saygı duymadığıdır.

Ne yani ?

Hükümet güven oyu alamamış bir Hükümet midir ?

Yada Genel seçimlerde Halk Ak Parti’yi tek başına iktidar yapmamış mıdır ?

Elbette Sayın Kılıçdaroğlu bunları benden daha iyi biliyor olmalı..

Hükümete halkın güveni sandıkta belli olacaktır.Yine ortada bir yargı kararı olmadan konuşmak ve çığırtkanlık yapmak (Muhalefetin yaptığı gibi ) en çok Türkiye ‘ye zarar vermektedir.

kemal-kilicdaroglu

O zaman şu soruyu sormak hak ‘ tır.

CHP ‘ nin yargı kararlarına dayanmayan meşru olmayan çığırtkanlığı Türkiye’ye zarar vermek değil midir?

Nitekim  Hiç kimse batmakta olan bir geminin dümenine geçmek istemez…

Devlet yönetiminde Devlet politikalarının kişilerden üstün olduğunu  CHP kendi  yakın tarihine baktığında görecektir. 

Rus zulmünden kaçan 417 Azeri Ruslara teslim edilmemiş midir ?

Unutanlar  için dönemin Tekirdağ Milletvekili Şevket Mocan ‘ın soru önergesi ile hatırlatmak istiyorum.

Şevket Mocan şu soruları sormuştu.

“T. B. M. M. Başkanlığı Yüksek Katma Aşağıdaki suallerimin sözlü olarak Başbakan tarafından cevaplandırılmasını rica ederim:

1. Muhtelif tarihlerde memleketimizde si­yasi mültecilik haklarına dayanarak iltica et­miş (156) mülteci 1947 senesinde, milletlerarası hukuk kaidelerine tamamen aykırı olarak Sovyet Rusya’ya teslim edildikleri doğru mu­dur?

2. Facia kurbanlarının sevk şekli de kur­ban gönderilen mabudun usullerine uygun ol­masından ve akıbetlerini görmesinden, teslim işinde vazifeli Yedek Subay Posta Müfettişi Reşat’ın asabi rahatsızlığa uğradığı ve sinir hastanelerinde elyevm tedavi olduğu doğru mu­dur?”

 Dönemin Adalet Bakanı Rükneddin Nasuhioğlu ise tarihimize bir kara leke olarak geçen bu faciayı şu sözlerle doğrulamıştır:

“Ankara’daki Sovyet Se­faleti ile mütekabiliyet esasını tesbit eden bir nota teatisi suretiyle (237) Sovyet askerî mültecisinden (195)’i ilk parti olarak 6 . VIII . 1945 tarihinde Tıhmıs kapısından Sovyetlere iade edilmiştir.”

 Yani Rus’lar ile kötü olmamak adına Azeriler feda edilmiştir.

Gelelim Bugüne ; Kişisel çıkarlar uğruna gerçekliği kesin olmayan bir kasete atıfta bulunarak Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ını yolsuzluk ile suçlamak Türkiye’ye zarar vermekten öte gidemez.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin yapması gereken itidallı olup Halkın kararına saygı duymak ve hukuk çerçevesinde hareket etmektir.

Söz konusu olan Türkiye Cumhuriyeti ve resmi sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’dır.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı karalamak ve iftira atmak ise kimsenin haddi değildir.

Nitekim suçluluğu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur.

 

Sevgiyle kalın,

Turgay GENÇ

 

DİĞER YAZILAR

ERDOĞANSIZ TÜRKİYE PLANI TUTAR MI ? 

BURSA’DA TURİZM NASIL GELİŞİR ?

Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.